13 Eylül 2015 Pazar

BELKİ BİR GÜN


Ülke olarak çok zor günlerden geçiyoruz. Morallerimiz bozuk. içimden hiç bir iş yapmak gelmiyor. sanırım birçok arkadaşım da aynı durumda. Kış için yapılması gereken bir sürü iş var. İşte sonbahar  geldi. Benim en sevdiğim mevsimler ilkbahar ve sonbahardır. İlkbahar tazelik verir, canlandırır.Kışın sıkıcı ve kasvetli havasından kurtulur insan. Yazı tazelik ve zindelikle karşılamamıza vesile olur ilkbahar.Yazdan bir şey anlamam hiç. Gelmeler gitmelerle geçer hep. Bir koşturma bir telaş. Yazın yorgunluğunu atmak için birebirdir sonbahar.Tabiat başka bir renk cümbüşüne bürünür. Gelenler gider gidenler gelir.Kışa tatlı bir hazırlık başlar. Planlar programlar yapılır. Güzeldir sonbahar. Bloğuma şöyle bir göz gezdirdim bugün ve uzun zamandır güncellemediğimi gördüm. Oysaki paylaşılacak  ne çok şeyler var. Bugün sevgimi paylaşayım istedim tüm kalbimle. Ülkemde barış olsun istiyorum, dostluk olsun refah olsun. Taa 2005 yılından bir yazıyı paylaşayım. Bugünde böyle olsun.


BELKİ BİR GÜN
Ekim- 02- 2005
         
          Alnıma konan sıcak bir öpücükle uyanıyorum güne. Eşim gülümsüyor karşımda. -Hadi bakalım kalk diyor. Bugün kahvaltı bizden. Kızarmış ekmek kokusu ile çocukların cıvıltısı aynı anda geliyor odama. Neşe içinde karşılanıyorum mutfakta. Radyoda kısık güzel bir müzik. Kızım çayımı koyuyor önüme. -Nasıl güzel demlenmiş mi? diyor. -Nefis diyorum. Ne güzel bir gün.
     Spiker müzik aralarında günlük gazeteleri okuyor.  Amerika başkanı kendilerine yardımda bulunan ülkelere teşekkür ziyaretine çıkıyormuş.Türkiye'ye gelecekmiş. Sonrada Irak'a. Eşim -Yaşadığı felaketler olgunlaştırdı Amerika'yı diyor. Artık hiç bir ülkeye kafa tutmuyor. Gerçi kafa tutacak hali de kalmadı ya. Bu arada bizde artık geri kalmış ülkelere maddi yardım yapabiliyormuşuz. Ulusça almaktan ziyade vermenin mutluluğunu yaşıyormuşuz.
     Okullar açıldı. Çocuklar yeni yeni arkadaşlar edinmişler, bu yıl güzel geçecek diyorlar. Radyoda gazete haberleri devam ediyor. Avrupa birliği yine kapımızı aşındırmaya başlamış. Türkiye'nin içinde olmadığı bir birlik istemiyorlarmış. Her şartımızı kabul ediyorlarmış. ama Türkiye biraz daha düşünecekmiş. Yok öyle yağma.  Eski sokak çocukları bir vakıf kurmuşlar. İlköğretim okullarında haftada bir saat hayat dersi vereceklermiş gönüllü olarak. Zaten eğitimde ve sağlıkta bir sorunumuz kalmamış. Herşey yolunda imiş.Kızım fincanıma uzanıyor.-Bir çay daha? diye soruyor. Evet diyorum gülümseyerek.Radyoda romantik bir şarkı başlıyor, Eşimle gözgöze geliyoruz. Flört ettiğimiz zamanlarda birlikte ne çok dinlerdik. İkimizde konuşmadan o günleri anıyoruz.
     Bugün gerçekten güzel bir gün. Çocuklar hazırlanmaya gidiyorlar odalarına. Eh masayı da ben toplıyayım artık. Spiker devam ediyor. Ülkeler silahsızlanma kararı alalı silaha ayırdıkları parayla açlık çeken ülkelere yardım yapmaları sonucu açlık sorunu yavaş yavaş çözülüyormuş. Artık televizyonlarda o iç acıtan görüntüleri görmiyeceyiz demekki. Güneydoğuda yeni bir sanayi fuarının açılışı varmış. Çok şükür o bölgede hiç bir sorun kalmadı artık. Birlik ve beraberliğin keyfini sürüyoruz ülkece.
     Çocuklar okula gitmek için sabırsızlar. Vedalaşıp çıkıyorlar.Bulaşıkları makinaya yerleştirip giyinmek için odama gidiyorum. Eşim aşağıda bekliyorum diyor çıkarken.acele ediyorum,bekletmeyi sevmiyorum çünkü. Arabayı çalıştırmış kapıyı açıyor uzanıp. Çalıştığım yer yolunun üzeri. Her gün o bırakıyor beni. Hava çok güzel,mis gibi içime çekiyorum bir an. Arabaya binmek gelmiyor içimden. Sen git diyorum. Ben bugün yürüyeyim. En fazla onbeş dakika sürer. -Olur diyor.Sen bilirsin. Vedalaşıyoruz.
     Balkonlarında çiçek sulayan komşularım el sallıyorlar önlerinden geçerken. Karşılık veriyorum gülümseyerek. Ana caddede esnaflar dükkanlarının önünü süpürüyor. Çayımızı için diyor kimisi. Teşekkür ediyorum,işe geç kalmamalıyım. Malum yürüyerek gidiyorum. Trafikte her zamanki yoğunluk yok. Dolmuşlar geçiyor tek tük dumansız, kokusuz,gürültüsüz. Buna karşın bir bisiklet yoğunluğu var. İnsanlar sanki bisikleti yeni keşfetmiş. Genci yaşlısı bisikletli. İmreniyorum onlara, Belki bende almalıyım bir tane. Spor salonlarında vakit kaybetmektense. Dükkanların önlerinde sıra sıra ıhlamur ağaçlarının dallarından serçe sesleri geliyor. Arasıra topluca havalanıyorlar.Tanımadığım insanlarla karşılaşıyorum yol boyunca.Gülümseyerek bakıyorlar.Yada ben gülümsediğim için karşılık veriyorlar. Mutlu oluyorum. Benden önce gelen birkaç arkadaş var işyerinde. Onlarda beni mutlu bir yüzle karşılıyorlar. Panoda asılı bir yazıyı gösteriyorlar. Gidip okuyorum. Bu ay gösterdiğimiz ekstra performans için bir maaş ikramiye alacakmışız. Gelecek ayda maaşlarımıza zam varmış. Bu çok iyi oldu diyorum. Malum okullar açıldı, Kış kapıda masraflar artacak. Masama oturuyorum, Mis gibi kahve kokusu geliyor önce burnuma. Sonra kahvenin kendisi. -İlk kahveler patrondan diyor çaycımız, Güne iyi başlamanız için. Teşekkür ediyorum. Allahım ne kadar mutluyum herşey yolunda. Tam sağlığımız da iyi çok şükür diyecektim ama kulaklarımdaki bu çınlama da neyin nesi. Çınlama değilde çirkin bir zil sesi sanki. Gözlerimi açıyorum. Hay Allah saatmiş daha kalkmamışım. Uzanıp saati kapatıyorum.Eşim yanımda uyuyor.En azından sağlığımız iyi deyip teselli bulmaya çalışıyorum.

Hiç yorum yok: